Murat GAYGIŞ

BENİM MEMLEKETİM

UYUTMADANMI GİDİYORSUN

DELİ SEVDA

TÜRKÜ GÖZLÜ GÜZELE AÇIK MEKTUP BİLESİN!

SAUNADA DÜNYA

ONLAR BİZİM GELECEĞİMİZ

KREDİ KARTI YUTTURUR HAPI

TÜKETİCİ BİR TOPLUM OLDUK

 

YORUMLAR

 

 

BENİM MEMLEKETİM


    Yeniçubuğu Yeniçubuk dışında yaşamak ne kadar zordur bilseniz. Hayata tutuna bilmek için her birimiz bir tarafa savrulmuşuz. Vatan özlemi gurbet elde nasıl çekilir bir bilseniz her bayramda her ramazanda dalıp gitmek uzaklara küçük ve şirin kasabamı düşünmek. Her iyi haberle sevinen her kötü haberle bin kere kahrolan içimdeki çocuk yanımın geçmişten parçalarının koparılırcasına canımı acıtması ne kadar acıdır bilseniz. Ne zaman kasabamızdan bir insan bir makama ulaşsa onurum ve gururum olur benim. Kendime soruyorum acaba bizler kasabamızın kalkına bilmesi ve eğitimde ileri gide bilmesi için neler yapmışız bakıyorum geçmişe göre bildiğim kos koca bir hiç, memleketinden kopan bizler neden kopmuştuk neden her sonbaharda yaprak dökümü yaşanmıştı acaba. Memlektimiz de geniş iş sahaları olsa eğitim kurumlarımızın verdiği eğitimler gerçekten çok üst düzeyde olsa bu kopmalar bu yaprak dökümleri yaşanır mıydı. Eğitimde ne kadar geride olduğumuzun bir göstergesi de köşe yazılarına göstermiş olduğumuz ilgisizlik değil midir. Bu gün bakıyorum kasabamız için bir çok fikir öne sürdük ama uygulamaya gelince hiç bir uygulamada bulunamadık neden diye sordunuz mu hiç kendinize ben sordum ve gördüm ki fikir üretmekte ve bu uygulamakta sanırım biraz yavaş davranıyoruz. Oysa ki dernek kurmaktan festival düzenlemeye bir çok fikir üretmiştik ama bunların hiç biri faaliyete geçirilemedi bu konuda ki üzüntümü siz hemşerilerimle paylaşmak istedim. Umarım benim bu yazdıklarımdan dolayı beni anlarsınız içimdeki Yeniçubuk özlemini ve sevgisini Yeniçubuk'ta ve Yeniçubuk dışında yaşayan kardeşlerimle bir arada yaşamanın vereceği haz ve keyifi düşündüğüm zaman böyle bir uygulama olsa çok daha güzel ve keyifli yaşanacağını düşünmemden dolayıdır bu yazdıklarım. Benim burdan değerli hemşerilerimden istediğim iki şey olacak nedir bunlar; birincisi küçük kardeşlerimden şartlar ve imkanlar ne olursa olsun lütfen okuyun bu memleketin ve kasabamızın okumuş insanlara gerçekten ihtiyacı var. İkincisi ise değerli büyüklerimden olacak durumu iyi olan büyüklerim kasabamıza lütfen yatırımlarını esirgemesinler iş sahaları yaratsınlar ki kasabamız gelişsin ve büyüsün durumu olmayanlar ise en azından eğitime destek versinler maddi olmasa bile manevi olarak bizim yarınlarımız olacak geleceğimiz olacak çünkü o minik kardeşlerim. Yazımın bu bölümünde ise bu sitede emeği geçen değerli büyüğüm Soner DAĞTEKİN abime teşekkür etmek istiyorum. Değerli abimin sayesindedir ki kasabamızdan haberler alıyor resimler ekliyor bilgi alış verişinde bulunuyor ve biz nacizhane hemşerilerinizde burada bize verilen köşede siz sevgili hemşerilerimize köşe yazılarımızla bir şeyler kata bilme çabasını gösteriyoruz. Bizler üstün vasıfları olan insanlar değiliz sizlerden biriyiz eğer ki bu yazılarımızda sürçü lisan eylediysek kendi adıma affola diyorum. Ve birde köşe yazarlığı yapan arkadaşlarıma yazmak istiyorum. Değerli arkadaşlarım biliyorum sizler için çok değerli olan vakitlerinizi ayırarak yazılarınızı yazdığınızı biliyorum ve gene biliyorum ki yazılarınız şu anda yazmıyorsanız yazılarımızın çok fazla okunarak bizlere şevk verecek ve ilham kaynağımız olacak yorumların beklediğimiz ölçüde gelmemesi ve gerekli ilgiyi görmemesidir. Ama siz değerli kardeşlerimden isteğim yazılarınızın devamını getirmeniz ve bir birimize destek olarak yazılarımızı tekrar yazmaya başlamamızdır. Siz değerli hemşerilerime yazılarımızı okuduğunuz ve gerekli sabrı gösterdiğiniz için teşekkür eder saygı ve sevgilerimi sunarım.

 

Murat GAYGIŞ

03.09.2008
 

UYUTMADANMI GİDİYORSUN

Bu gece gökyüzü daha karanlık.
Denizler mehtaplı sular bulanık.
Herkes uykuda bense uyanık.
Beni uyutmadanmı gidiyorsun.

Uykumda rüyalarıma giriyorsun.
Seni sevdiğimi biliyorsun.
Seni sevmemi sende istiyorsun.
Beni uyutmadanmı gidiyorsun.

Herkes rüyalarıma tanık.
Şu kalbim sana yanık.
Sen davacı bense sanık.
Beni uyutmadanmı gidiyorsun.

Yazık ettik biz bu aşka yazık.
Felek bizede attı bir kazık.
Ağlamak sızlamak boşuna artık.
Beni uyutmadanmı gidiyorsun.

Biliyorum bu yol sevdanın yolu.
Tuzaklarla dolu bir sevda yolu.
Her zaman seveceğim ölümde olsa sonu.
Beni uyutmadanmı gidiyorsun.

Birgün sende anlayacaksın beni.
Ozaman sevmeyeceğim artıkseni.
Başımda essede sevda yeli.
Bir daha kimse uyutamıyacak beni.
..........MURAT GAYGIŞ..........


..........DELİ SEVDA..........
Gezdim sevdanın dikenli yollarında.
Uyumak istedim bir ömür boyu yarin kollarında.
O her zaman canımda ve kanımda.
Gurbet ellerde hep yanımda.

Hayalinle avuttum her zaman kendimi.
En zor anlarımda düşündüm hep seni.
Aklıma getirdim her an bana mutluluk verdiğini.
Bir an bile çıkartmadım aklımdan beni sevdiğini.

Hayatta sevdiğim bir tek sen oldun.
Senin için gül gibi sararıp soldum.
Aşk uğruna deli divane oldum.
En sonunda senin aşkına kavuştum
...........MURAT GAYGIŞ..........

 


 

              

Sevgili okurlarım uzun bir aradan sonra  yeni ve değişik bir yazımla aranızdayım öyle ümit ediyorum ki bu yazımı da beğeniyle okuyacaksınız. Saygılarımla

TÜRKÜ GÖZLÜ GÜZELE AÇIK MEKTUP BİLESİN!

              Sana, saflığın, güzelliğin ve aşkın ifadesi olduğu için "Türkü Gözlüm" diyorum. "Beni bensiz bırakan sen ile beni sensiz bırakan sen" çelişkisinin kördüğüm olup boğazıma geçerek, bir şafak vakti beni darağacında sallandırdığını görünce pişman olmayasın diye ilk ve son defa sana, ilk ve son olarak yazıyorum. BİLESİN. Bir günlük hasretinin dahi, yüreğimde yıllarca süren çilelere denk fırtınalar koparmasına karşı, zamanın ve mekanın hissiz vurdum duymazlığına düşülen aykırı notlardır yazdıklarım. Hasretinle ve özleminle daha bir güzelleştiğinin ve daha çok sevildiğinin belgesidir aslında, zamana ve mekana düşülen aykırı notlar. "Sensizken seninle olmak ile seninleyken sensiz kalmanın" paradoksunda yüreğimin ta dibinden yükselen sesiz çığlıkların kağıda iz düşümüdür yazdıklarım. Ama olsun varsın "Sessizliğin tenhasında, sensizliğe takılıyken gözlerim, sevdan ve sen daha bir güzelsin" BİLESİN. Türkü gözlüm sakın sevdamı, siyah – beyaz arabesk Türk filmi sevdalarıyla ve sözlerimi arabesk şairlerin sevgilerine kin kusan şiirleriyle kıyaslama, eğer beni ve sevdamı anlamak için illa bir misal arıyorsan. Leyle ile Mecnun var. Gerisi yalan. Mevsimlik ahlaksızlıkların aşk ile etiketlendiği Internet kafelerdeki "cat"li aşkların bulunduğu bir ortamda figüran olmamam birileri tarafından monotonluk yada yüreğimin çağ dışılığı ile sıfatlandırılsa da, sana ve aşkına talip olan benim tek ve en sağlam bonservisim budur. Ben sana binlerce yıllık geçmişimdeki yiğitlerin, bir çeşme başında bir pencere kenarında bir çift kara gözün kaçamak   bakışı yada platonik bir tebessümle yüreklerinin yanıp kavrulmasının mirasçısı olarak sesleniyorum. BİLESİN. İşte tüm bu duygularla, bir gece vakti senin için yakılmış Türkü'leri dinlerken sen niyetine bir KIRMIZI GÜLE bakarken ve bir "bozlak" hüznünce uzayan dumanlar ciğerime dolarken, bir hikaye düşer aklıma, BÜLBÜL ve KIRMIZI GÜLE dair; Daha zamanın çok fazla eskimediği günlerde, sarayın genç bahçıvanı, padişahın kızına sevdalanır. Sevdası bir kor halini alınca, hatırlı kişiler padişahtan kızı istemeye giderler. Padişah anlayışlı adamdır. Neden olmasın der. Senden tek istediğim kızımı ala bilmek için dünyanın en iyi bahçıvanı olduğunu ispat etmen. Bunun için de bana 30 gün içinde bir dal KIRMIZI GÜL getirmeni istiyorum. Herkes bir birinin gözüne bakar, çünkü dünya üzerinde gülün sarısı, siyahı, beyazı vardır da kırmızısı yoktur o zamanlar. Bahçıvan bildiği bütün kitaplara bakar, yazmazlar. Tohumları karıştırır kırmızı olmazlar, bilginlere sorar, bilmezler tüccarlara sorar, bulamazlar. Kısaca kimse bulamaz bahçıvanın derdine derman. Zaten ne zaman dertliye derman olmuştur ki derdi olmayan. Son akşam uzanır yatağına ve ağlar   saatlerce, gece yarısı bir bülbül konar cama ve şöyle der. –Derdini biliyorum, ben sabaha kadar ararım, bulursam bahçeye bırakırım. Bahçıvan gece güne devrolana dek bekler son bir umutla, padişahın yanına gitmeden çıkar bahçeye, gördükleri karşısında şaşkınlık bile yaşayamadan gece neler olduğunu sorar kırmızı laleye, kırmızı lale gördüklerini anlatır. "Seher vakti bülbül geldi, en güzel makamda, en güzel ses ile şakıdı ve beyaz güle; en sivri dikenini yüreğime batır dedi. Beyaz gül denileni yapınca bülbül öldü güz kızardı. "Sende bakışlarınla yüreğimi darmadağın ettin. Güzelliğin yüreğimin darmadağın olmasındandır. BİLESİN. İşte bu sebeple sana GÜLÜM diyorum. Ve pek çok yiğidin sevdiği pek çok güzelin, yiğitlerin sözleri yerine sarhoş ağızlardan dökülen ayyaş kelimelere hayran olarak; yiğit yüreklere sultan olmak dururken, laçkalaşmış er parçalarına mülteci olmak istediklerini görünce seni daha çok seviyorum. BİLESİN. Türkü gözlüm tüm bunlara rağmen, hissi ve mantıki zafiyete düşmüş kitleler sana benim bir suçlu olduğumu söylerse sebebi; Körler ülkesinde bakmanın yasak olduğunu, çok geç öğrendiğimdendir. BİLESİN. Ve bağışla beni, sınırsız duyguları, sınırlı zamanlarda, sınırlı mekanlara sığdırmanın sınırsız zorluğunda sadece bunları yaza biliyorum. Gerisini ANLAYASIN.

 

Fuzuli'nin   "Aşk imiş her ne var alemde

İlim bir kıyt ü kal imiş meğer

"Zannetme ki ölmek, zor / kolay kolay da

Kan gibi aklımdasın" a kadar

 

Tüm zamanlar boyunca senin için yazılmış en güzel şiirleri ve sözleri bilirim. Ama ben; seni ve güzelliğini, kelimelere cümlelere ve şiirlere sığdırmaya çalışan tüm şairler adına özür dileyerek ve,

 

Bir seni, hep seni, tek seni sevdiğimi,

Bir sana, hep sana, tek sana seslenerek

 

ŞİİR DİYE YÜREĞİMİ SUNUYORUM YÜREĞİNE

                                                                                                           BİLESİN

                                                                                                                            ANONİM 

  

 

 

                                                                                                                                                            Murat GAYGIŞ            

 

 

SAUNADA  DÜNYA

 

Sevgili okurlarım bu haftaki yazımda tüm dünyanın gündemini meşgul eden küresel ısınma ve bunun sonuçlarına değinmek istiyorum.

 

         Sizlerinde bildiği üzere uzun bir süredir gerek basılı gerekse görsel medyada yer almakta olan küresel ısınma nedir ve bizler neler yapa biliriz. Küresel ısınma, atmosferde ve okyanuslarda yaşanan ısı artışı ve bunun yol açtığı iklim değişikliklerinin tümü için kullanılan terimdir. Küresel ısınmanın sebepleri nelerdir diyecek olursak; küresel ısınmanın temel nedeni özellikle sanayileşen ülkelerce yoğun olarak atmosfere salınan karbondioksit (CO2) başta olmak üzere sera gazlarıdır. Bu gazların yoğunluğunun artması  sonucu olarak güneş ışınları atmosferde daha çok tutulur ve yeryüzü sıcaklığı artar. Peki, yeryüzü sıcaklığı artar ise nelerin olabileceği ise şöyle söylenmektedir. Sıcaklık artışının yukarı enlemlerde ve kutup bölgelerinde, dünya ortalamasına oranla 2 katı kadar artması beklenmektedir. Felaketler zincirinin;

 

-   Buzulların erimesi

-   Deniz suyu seviyesinin 60cm kadar yükselmesi

- Taşkınlar, kıyı kesimlerde toprak kaybı

-   Temiz su kaynaklarının denize karışması ve su sorunu

- Yüksek sıcaklık artışıyla görülen aşırı buharlaşma ve kuraklık sonucu, yangınlar, göl                        ve ırmak sularında %20'lik azalma

-   Bu değişikliklere dayanamayan bitki ve hayvan türlerinin yok olması ya da azalması

- Bazı bölgelerde aşırı ısınma nedeniyle virüs türlerinde değişiklik olması ve salgın hastalıkların gelişmesi

- Oluşacak göç dalgasıyla, yerel ve global ölçekte taşıma kapasitesinin aşılması ve bunun sonucunda sorunların yaygınlaşması şeklinde seyredeceği ileri sürülmektedir. Tüm dünyayı ilgilendiren küresel ısınmanın Türkiye üzerindeki etkisi nasıl olur diye sorduğumuzda şöyle bir cevap alabiliriz.

            Türkiye için geliştirilmiş iklim modellerine göre; beklenen en önemli sorun "su" sorunudur. Akdeniz ikliminin uzun süreli kuraklığına ek olarak, kış aylarında yağış miktarında azalmalar beklenmekte, aşırı kuraklıkların;

            - 3 yanı denizlerle çevrili, ortalama engebenin 1.100m olduğu Türkiye 'de çok sayıda alt iklim tipleri oluşmuş böylece sebze, meyve ve tarım ürünlerinde biyolojik çeşitlilik gözlenmiştir. CO2 konsantrasyonunun artması, güneş ışınlarının çok kullanılması ve yavaş terlemeyle bazı bitkilerde tarım ürünü miktarı artmasına rağmen, tarım ve orman ürünlerinde önemli azalışa,

 

Su kaynaklarının azalması sonucu enerji sıkıntısına, 

 

           - Kıyı kesimlerden iç kısımlara doğru nüfus hareketine neden olması beklenmektedir.    

 

                 Son yıllarda Türkiye ormanlarında artış gösteren ağaç kurumaları ve zararlı böcek salgınlarının asıl nedeninin kuraklık olduğu ileri sürülmektedir.

 

            Hiç düşündünüz mü petrol için milyonlarca insanı hunharca öldürenler insanın yaşama kaynağı olan su için neler yapmazlar ki?

 

            Toplumumuzun hemen, hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da üzerine düşen görevler bulunmaktadır lütfen daha duyarlı bir toplum olalım.

 

BİZLER NELER YAPABİLİRİZ?

 

            Enerji dostu ampuller kullanılmalı.

Televizyonlar bekleme konumunda bırakılmamalı.

Doğru ışıklandırma kullanılmalı.

Klima yerine vantilatör kullanılmalı.

Evler ısı kaybına karşı yalıtılmalı.

Eşyalar, radyatörleri kapatmayacak şekilde yerleştirilmeli.

 

Su kaynaklarının kıtlığı da bir başka önemli sorun. Ancak, alınabilecek önlemler de yok değil.

Diş fırçalama, bulaşık yıkama, traş esnasında musluk açık bırakılmamalı.

Daha az su tüketen yeni teknoloji klozetler kullanılmalı.

Klozetlere asılan temizleme maddeleri kullanılmamalı.

Çamaşır suyu tüketimi en aza indirilmeli.

Akan tesisatlar onarılmalı.

Hortumla sulama ve yıkama yapılmamalı.

Suyu, kireç ve bakterilerden arındıran filtreler kullanılmalı.

 

Çevre örgütleri, tüketicileri ulaşım sektörü konusunda da uyarıyor.

Bu sektör, yenilenemeyen enerji kaynaklarının baş tüketicisi ve sektörde kullanılan gazların emisyonları, hava kirliliğine, iklim değişikliklerine neden oluyor.

Toplu taşıma araçları tercih edilmeli.

Kısa mesafelere arabayla gitmek yerine, yürümeli.

Kurşunsuz benzin tüketen araçlar tercih edilmeli.

Aracın taşıma kapasitesi aşılmamalı.

Uzun duraklamalarda aracın kontağı kapatılmalı.

 

Çevre örgütleri, tüketicilere geri dönüşümü bir yaşam tarzı olarak benimsemelerini, alışveriş sırasında aşırı tüketimden kaçmalarını öğütlüyor.

Tüketicilerin özenli davranması gereken en önemli konuların başındaysa ambalaj tüketimi geliyor. Zira plastik ambalajların doğada kaybolma süresi bin yılı buluyor.

Tüketiciler, uzun ömürlü ürünlere yönelmeli.

Geri dönüştürülemeyen ambalajlarda satılan ürünler alınmamalı.

Başta PVC olmak üzere, plastik ambalajlardan kaçınmalı.

Şişe ve kavanoz gibi cam ürünler tercih edilmeli.

Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi ürünler yeniden kullanılmalı.

Alışverişlerde plastik poşet kullanılmamalı.

Cam malzemeler, organik çöplerle birlikte atılmamalı.

 

Gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelen bilgisayarların yarattığı kirlilik de azımsanacak gibi değil.

Elektrik tüketimi daha düşük modeller alınmalı.

Yazıcıdan kağıt çıktısı alınması asgariye indirilmeli.

Bilgisayarlar bekleme konumunda bırakılmamalı.

Kullanılmayan bilgisayarlar atılmamalı.

 

                                                                                                                   Murat GAYGIŞ

ONLAR BİZİM GELECEĞİMİZ

 Merhabalar sevgili okurlarım bu yazımda da her zamanki gibi toplumumuz için önemli olduğunu düşündüğüm bir konuya değinmek istiyorum.  

                 Ailelerin çocuklar üzerindeki etkileri ve çocuklara karşı yaklaşımları ne derecede yeterli ya da ne kadar doğru. Bildiğiniz gibi bende eğitim camiasında çalışan biriyim yaşadığım birçok olaydan sonra bazı tecrübeler edindim. Bu camia içerisinde edinmiş olduğum tecrübelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Okulların kapanacak olması artı öğrencilerin kaderini belirleyecek olan bir sınava girmek üzere olmaları onların stresini ve sıkıntısını bir kat daha artırmaktadır. Suçlu kim diye sormak ama her zamanda bu suçu başkalarının üzerine atarak vicdanlarımızı rahatlatmak en kolay iş olsa gerek. Bazen doğruyu yaptığımızı düşünerek onların streslerini artıracak konuşmalarda bulunmak onları anlamak ve dinlemek yerine sürekli eleştirel bir tarzda yaklaşmak ve en önemlisi oyun cağında olan bir çocuğa neden oyun oynuyorsun da ders çalışmıyorsun demek beklide bu yanlışlardan bazıları olsa gerek. Hiç düşünüyor muyuz ya da hiç kendimize soruyor muyuz acaba bu kadar üzerinde yük olan bir çocuğun en çok ihtiyacı olan şey nedir diye! Bu sorunun cevabını vermek o kadar kolay ki küçük bir çocukla sohbet ettiğimiz zaman onun ufacık şeylerle mutlu olduğunu gördüğümüzde yüzünde ki o saflılığı ve masumluğu ifade eden o küçücük tebessümün bize verdiği huzur… 

 Evlatlarımız elbette ki bizler için çok önemli bu yüzden bende sizlere şunu demek istiyorum geleceğin büyükleri şimdinin küçükleri olan evlatlarımıza iyi bir gelecek hazırlamak adına yapmaya çalıştığımız her şeyi lütfen büyük bir özenle ve dikkatle yapalım onları küçük düşürecek onurlarını kıracak konuşmalar ya da cezalar yerine onları onura edecek hırslarını ve motivasyonlarını artıracak konuşmalar yapalım. Bu yaş cağlarında ki gencecik fidanların ülkemizin geleceği olması adına ailelere ve toplumun her kesiminden her bireye ayrı, ayrı görevler ve sorumluklar düşmektedir.

     Bizler üzerimize düşen bu sorumlulukları yerine getirdiğimizde ben inanıyorum ki hem geleceğimizin aydın kesimini oluşturacak ülkesini seven büyüklerini sayan küçüklerini koruyan ve kollayan bir nesli gururla yetiştirmenin mutluluğunu ve huzurunu enderin duygularla yaşayacağız. Şunu unutmayalım ki bir çocuk kendisine öncelikle aile bireylerini örnek alır ve ileride ebe beyinleri gibi olmak ister yaşı ilerledikçe bu düşüncesi şekillenmeye başlar ve kafasında belli kalıpları oluşturur. "Eğitim anne dizinde başlar; her söylenen sözcük, çocuğun kişiliğine konan bir tuğladır."

  Toplum olarak kalkınmak için; sağlıklı düşünen, soran, sorgulayan, araştıran, sorumluluk sahibi gibi birçok olumlu özelliklere sahip bireylerin yetişmesinin temeli ailede atılır. Aile çocuğa ilk eğitimin verildiği yerdir. Her şeyden önce aile, bir okul öncesi eğitim kurumu olarak kabul edilir. Çocuk okula başladıktan sonra, ailenin bu işlevinin bir kısmını eğitim kurumları üstlenmektedir. Ancak aile, hiçbir zaman çocuğun eğitiminden kendini bütünüyle soyutlamış olamaz. Anne ve babalar evlatlarının eğitimindeki yerlerini ve bunun önemini anladıklarında eğitime daha çok önem vereceklerdir. Ebe beyinler tarafından öğrenmeye ve başarılı olmaya yönlendirilir, ödevlerine aile fertleri tarafından yardım edilir, iyi bir çalışma ortamı sağlanır çalışmanın yanında eğlenmeyi de içeren bir çalışma programı hazırlanır düşüncelerine saygı gösterilerek fikirlerini açıkça beyan etmesi böylece yaratıcılığa özendirmek çocuğun öğrenmesinde kolaylık sağlayacaktır. Şunu unutmamalıyız ki iyi bir eğitim için gerekli olan şeylerin başında ailenin çocuğun eğitiminin her safhasında yer alması ve öğretmen ile işbirliği içerisinde bulunması gerekir.  

                 Sevgili okurlarım bilmenizi isterim ki yazmış olduğunuz bütün yorumları büyük bir titizlikle okuyup sizlerin yorumları doğrultusunda yazılarıma yön vermeye çalışıyorum. Saygılarımı sunuyor sizlere mutlu ve huzurlu bir hafta diliyorum.

                                                                                                                                                   MURAT GAYGIŞ

KREDİ KARTI YUTTURUR HAPI

 Sevgili hemşerilerim bu yazımda tüm ülkenin sorunu haline gelmiş olan kredi kartı ile ilgili yazmak istedim.

 Hepimizin bildiği üzere gün geçmiyor ki yeni bir kredi kartı mağduru haberi çıkmasın ya da kredi kartı yüzünden çeşitli haberler duymayalım. Bu gün toplumumuzun büyük bir bölümünde kredi kartı olmayan yok sanırım hatta birçoğunda iki ve daha fazla bankanın kartı bulunmakta tabi hal böyle olunca durumlarda biraz vahim hal almakta nasılmı insanların almış olduğu maaşlar belli fakat insanlarımız kredi kartı alırken her bir kartının limitini nedense elinden geldiğince yüksek tutmaya çalışıyor ve sanki geri ödemeyecekmiş gibi kartı kullanmaya başlıyor tabi hesap ekstresini görünce hepimiz kendi kendimize tepki veriyoruz ben bu kadar harcamadım diye ne yazık ki ama harcadığımızı geç de olsa anlıyoruz.  Hal böyle olunca elbette ki borçlarımızın asgari tutarlarını ödeyerek kurtulmanın yollarını arıyoruz belli bir süre sonra bakıyoruz ki faizler bizim borcumuzu iyice kabartmış ve artık bu borcun altından kalkamaz bir hal almış. Çözüm yolu bulamayınca da kaçınılmaz olaylar peş peşe cereyan etmeye başlıyor. Arkadaşlar ilkyazımda da bahsettiğim üzere bilinçli toplum olalım bilinçli harcama yapalım müsrif davranmayalım ihtiyacımız olmayan şeyleri lütfen ama lütfen almayalım.

 Aşağıda Ankara Ticaret Odası başkanlığının kredi kartıyla ilgili yapmış olduğu anketle ilgili yayınladıkları yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum lütfen dikkatle okuyun ve yorumunuzu yapın.

 KREDİ KARTI SAHİPLERİNİN YÜZDE 70.6'SI BİRDEN FAZLA KREDİ KARTI KULLANIYOR.

 TÜKETİCİNİN YÜZDE 61.3'Ü KREDİ KARTLARINDA KAÇ TÜR FAİZ UYGULANDIĞINI, YÜZDE 54.5'İ İSE KULLANDIĞI KREDİ KARTININ FAİZİNİ BİLMİYOR.

 DENEKLERİN YÜZDE 74.6'SI KREDİ KARTI FAİZLERİNİ ÇOK YÜKSEK BULUYOR. FAİZLERİ NORMAL BULANLARIN ORANI İSE 12.6

 HALKIN YÜZDE 75.7'Sİ SIKLIĞI DEĞİŞSE DE KREDİ KARTININ CAZİBESİNE KAPILIP, İHTİYACINDAN FAZLA YA DA GEREKSİZ HARCAMA YAPABİLİYOR.

 HALKIN YÜZDE 90'I KREDİ KARTLARINA İLİŞKİN BİR YASANIN ÇIKARILMASI YÖNÜNDE FİKİR BELİRTİYOR. ANCAK, "KREDİ KURULUŞLARI YASA TASARISI" İLE GETİRİLMESİ DÜŞÜNÜLEN DÜZENLEMELER HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ DEĞİLLER.

 ATO BAŞKANI AYGÜN: "KAVUNU KOKLAYARAK ALAN TÜKETİCİ, KREDİ KARTININ FAİZİNDEN HABERSİZ

Ankara Ticaret Odası (ATO) Ankara'nın önemli alışveriş merkezlerlerinde 3215 denek üzerinden yaptığı "Kredi Kartlarında tüketici ne diyor anketi" açıklandı.

 Anket sonuçlarına göre kredi kartı sahiplerinin yüzde 70.6'sı birden fazla kredi kartı kullanıyor, yüzde 61.3'ü kredi kartlarında kaç tür faiz uygulandığını, yüzde 54.5'i ise kullandığı kredi kartının faizini bilmiyor. Kredi kartı faizini çok yüksek bulanların oranı ise 74.6…

 ATO tarafından Ankara'nın Kızılay, Ulus, Tunalıhilmi Caddesi, Migros, Armada İş Merkezi, Karum, Anafartalar Çarşısı, Ostim, Gimat, Siteler, Rüzgarlı Sokak, Posta Caddesi, 7.cadde gibi 13 önemli iş merkezinde gerçekleştirilen ankette toplam 24 soru yöneltildi.

 Kredi kartına nasıl sahip oldunuz?" sorusuna deneklerin yüzde 43.9'u "Bankaya başvuruda bulundum", yüzde 26.9'u "Banka istemeden gönderdi", yüzde 29.2'si "Banka dışındaki bir mekanda (Mağaza, market, sokak standlarında) form doldurarak başvuruda bulundum" şeklinde yanıt verdi.

 10 KİŞİDEN 7'Sİ BİRDEN FAZLA KARTA SAHİP

 Ankete göre tüketicinin yüzde 30'u bir kredi kartı, yüzde 30.3'ü iki kredi kartı, yüzde 16'sı üç kredi kartı, yüzde 9.6'sı dört kredi kartı, yüzde 14.1'i beş ve üzerinde kredi kartına sahip. Buna göre kredi kartı sahiplerinin yüzde 70'i birden fazla kredi kartı kullanıyor. Halkın yüzde 35'inin ailesinde başka bir bireyi kredi kartı kullanmıyor. Yüzde 31.2'sinin ailesinin en az bir bireyinde kredi kartı var. Yüzde 17.3'ünün ailesinin iki bireyinde, yüzde 7.7'sinin üç bireyinde, yüzde 8.8'inin dört ve üzerindeki bireyinde kredi kartı bulunuyor.

 FAİZLER BİLİNMİYOR

 Bankalar kredi kartlarında üç tür faiz uyguluyor ancak tüketiciler bunu bilmiyor. Ankete göre "Bankalar kredi kartlarında kaç türlü faiz uyguluyor?" sorusuna tüketicilerin yüzde 61.3'ü (Bilmiyorum), yüzde 3.8'i (bir) yüzde 19.1'i (iki), yanıtını verirken, doğru bilenlerin oranı yüzde 15.8'de kalmış.

 Kullandığınız kredi kartının faizini biliyor musunuz?" sorusuna deneklerin yüzde 54.5'i (Hayır) şeklinde yanıtlarken, yüzde 45.5'i (Evet) yanıtını vermiş.

 Deneklerin yüzde 12.6'sı bankaların uyguladığı kredi kartı faizini "normal" buluyor. Fikir belirtmeyenlerin oranının yüzde 12.8 olmasına karşılık faizleri çok yüksek bulanların oranı yüzde 74.6.

 KARA LİSTEYE GİRENLERİN ORANI YÜZDE 11

 Bir yıl içerisinde kredi kartı borcunu ödemekte güçlük çekiyor musunuz, çakiyorsanız kaç kez?" sorusuna deneklerin yüzde 8.3'ü (bir kez), yüzde 17'si (iki kez), yüzde 14.2'si (üç kez), yüzde 6.9'u (dört kez), yüzde 4'ü (beş kez) yüzde 13'ü (sürekli) şeklinde yanıtlarken, yüzde 36.6'sı zorluk çekmediğini belirtiyor. Buna göre tüketicilerin toplamda yüzde 63.4'ü yılda en az bir kez ödeme güçlüğü çekiyor.

 Ankete katılanların yüzde 11.3'ü bir kez dahi olsa kara listeye girmiş, yüzde 85.5'i ise kara liste ile hiç tanışmamış. yüzde 3.2'si ise halen kara listede olduğu halde kredi kartı kullanmaya devam ediyor. Yüzde 9.4'ü de kredi kartı borcu nedeniyle hukuki bir süreç yaşamış.

 Kredi kartı ile yaptığınız harcamaların ödemesini nasıl yapıyorsunuz?" sorusuna deneklerin yüzde 28.2'si (Tamamını kapatıyorum), yüzde 34.1'ı (Asgari ödeme yapıyorum), yüzde 20.5 'i (Asgari ödemenin biraz üzerinde ödeme yapıyorum) yüzde 17.2'si (Hiç ödeme yapmadığım zamanlar oluyor) şeklinde yanıt vermiş.

 GEREKSİZ HARCAMA YAPTIRIYOR

Kredi kartı kullandığınız için ihtiyacınızdan fazla ya da gereksiz harcama yaptığınız oluyor mu?" sorusuna deneklerin yüzde 21'i (Sık sık oluyor), yüzde 54.7'si (zaman zaman oluyor), yüzde 24.3'ü (olmuyor) şeklinde yanıt varmiş. Buna göre halkın yüzde 75.7'si sıklığı değişsede kredi kartının cazibesine kapılıp, ihtiyacından fazla ya da gereksiz harcama yapabiliyor.

 GİYİMİ TAKSİTLENDİRİYORLAR

 Ankete göre halkın yüzde 78.3'ü mal ve hizmet alımlarında kredi kartına taksitlendirme yaptırıyor. Taksitlendirme yaptıranlara sorulan "Ne tür harcamalarınızı taksitlendiriyorsunuz?" sorusuna verilen cevaplara göre ise halkın yüzde 23.8'i dayanıklı tüketim ve eş eşyalarında, yüzde 5.9'u akaryakıtta, yüzde 19'u süpermarkette yaptığı harcamalarda, yüzde 46'sı giyim eşyalarında, yüzde 5.3'ü ise diğer mal ve hizmetlerde taksit olanağından faydalanıyor.

 Deneklerin yüzde 84.1'i kredi kartı limitlerinin otomatik olarak banka tarafından arttırıldığını söylüyor. Yüzde 15.9'u ise limit artırımı için bankaya kendisinin talepte bulunduğunu beyan ediyor. Halkın yüzde 35.2'si belirlenen limitin ihtiyacından fazla, yüzde 57.9'u yeterli olduğunu, yüzde 6.9'u ise yetmediğini söylüyor.

 EN BÜYÜK SORUN FAİZ

 Kredi kartı sorununda çözülmesi gereken öncelikli problem/problemler hangisidir?" sorusuna verilen yanıtlara göre tüketiciler birinci sorun olarak yüksek faizleri işaret ediyor. İkinci sırada gecikme faizleri, üçüncü sırada kredi kart limitlerinin gelire göre belirlenmemesi, dördüncü sırada bankaların gelire bakmaksızın kart dağıtmaları, beşinci sırada tüketicinin yeterince bilgi sahibi olmaması, altıncı sırada Bankaların kredi kartı kullanımını özendirecek kampanyalar düzenlemesi, yedinci sırada temerrüt faizleri, gösteriliyor.

 SÖZLEŞMELER TÜKETİCİYE VERİLMİYOR

 Ankette "Kredi kartınıza ilişkin sözleşmenin bir kopyası sizde var mı?" sorusuna deneklerin yüzde 10.2'si (Evet), yüzde 88.8'i (Hayır) şeklinde yanıt verdi.

 Kredi kartları sorununda en çok tartışılan konuların başında gelen geliri aşan limit ve adette kredi kartı verilmesine tüketicilerin yüzde 62.9'u (kesinlikle sınırlandırılmalı) şeklinde yanıt verirken, yüzde 8'i sınırlandırılmasına karşı çıkıyor, yüzde 7.6'sı fikir belirtmiyor, yüzde 21.5'i de (olabilir) yanıtı veriyor.

 10 KİŞİDEN 9'U YASA İSTİYOR

 Halkın yüzde 90'i kredi kartlarına ilişkin bir yasanın çıkarılması yönünde fikir belirtiyor. Buna göre 10 kişiden 9'u kredi kartları için yasa istiyor. Ancak, kredi kartları konusunda "Kredi Kuruluşları Yasa Tasarısı" ile getirilmesi düşünülen düzenlemeler hakkında bilgi sahibi değiller. Deneklerin yüzde 16.6'sı yeni yasa taslağı hakkında bilgi sahibi, yüzde 29.2'si kısmen bilgi sahibi, yüzde 54.2'si ise bilgi sahibi olmadığını söylüyor.

 Kredi kartları konusunda (Kredi Kuruluşları Yasa Tasarısı) ile getirilmesi düşünülen düzenlemeler sizce yeterli mi?" sorusuna deneklerin yüzde 5.8'i (Kesinlikle yeterli) yüzde 49.8'i (Bir ölçüde yeterli olabilir) yüzde 44.4'ü (Kesinlikle yetersiz) şeklinde yanıt vermiş.

 ATO BAŞKANI AYGÜN

 Ankete ilişkin yaptığı değerlendirmede kayıtdışılığın önlenmesi için kredi kartı kullanımının artması gerektiğini belirten Aygün, bugün itibariyle 23 milyon kredi kartına karşılık yaklaşık 8 milyon kredi kartı kullanıcısı bulunduğunu, bunun nüfusun yüzde 9'unun kredi kartı kullandığı anlamına geldiğini söyledi. Kredi kartlarının özüne karşı olmadıklarını ancak bankacılık uygulamalarına yönelik eleştirilerinin olduğunu hatırlatan Aygün, bu eleştirileri şu şekilde özetledi:

 Eleştirilerimizin temel noktası, bankaların uyguladıkları yüksek faiz, ödeme gücü üzerinde limit ve ödeme gücü olmayanlara birden fazla kart verilmesidir. Ankette de görüleceği gibi, tüketiciler keyfi uygulamalardan rahatsızlar ve kredi kartlarına çeki düzen verecek bir yasa istiyorlar. Mali sistemin taşlarını yerinden oynatmadan kredi kartlarına çeki düzen verilmesi tüketicinin de bankaların da yararınadır"

 KAVUN BENZETMESİ

 Kavun alırken bile koklayarak alan tüketicilerin bankaların kaç tür faiz uyyguladıkları ve bunların oranlarına ilişkin bilgi sahibi olmadıklarının anket sonucu ortaya çıktığına dikkat çeken Aygün "Nasıl bankalar basiretli bir tüccar gibi davranmaları gerekiyorsa, tüketicilerin de basiretli davranmaları gerekir. Faize bakmadan kredi kartı kullanmak, istenmeyen sonuçlara yol açar" dedi.

 Kredi kartı sorunu nedeniyle aile dramlarına şahit olunduğunun altını çizen Aygün, Ankara Ticaret Odası'na gelen mektup ve telefonlardan sorunun bir sosyal yaraya dönüştüğünü tespit ettiklerini söyledi. Aygün şöyle devam etti:

 Kredi kartı mağdurlarının evleri, işyerleri, arabaları haczediliyor, maaşlarına, emekli ikramiyelerine el koyuluyor. Kimileri hiç kimseye bildirmeden adres değiştiriyor, yaşadığı şehri terkediyor, köye göçüyor. Kimileri ise ailesi zarar görmesin diye eşinden anlaşmalı ayrılıp aynı evde oturmaya devam ediyor ya da ebeveynlerin evlerine taşınıyor. Otomobil, ev, arsasını satıp yarınlara ilişkin bütün güvencesini yitirenler, aşırı borçlandığı için mesleğinden atılanlar, işyerini kapatanlar var. Depresyona girenler, İntihar girişiminde bulunanlar, psikolojik yardım almaya başlayanlar, akli dengesini yitirenler, kalp krizi geçirenler, felç olanlar var. Daha da kötüsü çocuklar okuldan alınıp aile bütçesine destek olsun diye çalıştırılmaya başlanıyor. Çocuklar babanın yerine geçip ev geçindiriyor, Okula yaya gitmek zorunda kalan, doğru dürüst beslenemeyen çocukların yanı sıra, bakılamadığı için akrabalarına emanet edilen, kap-kaç ve hırsızlık gibi suçlara yönelen çocuklar çok sayıda. Lütfen halkımız dikkatli olsun. Bankalar da bu gerçekleri bilerek davransın"

 Bu yazımı sabırla sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla

                                                                                                                                                         Murat GAYGIŞ

 

TÜKETİCİ BİR TOPLUM OLDUK

            Merhaba sevgili hemşerilerim artık bu köşede yazdığım yazılarla sizlerle birlikte olacağım sizlere bu köşeden ufakta olsa bir şeyler aktara bilirsem ne mutlu bana.

           Günümüzde toplumuzun almış olduğu hal çok garip gelmeye başladı bana nedenine gelince bu gün en küçük bireyimizden tutunda en büyük bireyimize kadar cep telefonu olmayan yoktur sanırım öyle ki artık bireyler aldıkları telefonu üç beş ay kullandıktan sonra yeni çıkan bir üst modeliyle değiştiriyorlar. Bizim telefonu kullanmaktaki amacımız nedir telefon hangi amaçlar doğrultusunda kullanılır sanırım bu konuda biraz bilinçsiz ve duyarsız hareket ediyoruz. Telefon bir iletişim aracıdır oysaki birçoğumuz telefon alırken birçok özelliği olsun istiyoruz ve çok paralar vererek özelliği çok olan telefonlardan alıyoruz şimdi sizlere soruyorum acaba kaçımız bu özellikleri doğru şekilde kullanıyoruz ya da kullanmayı biliyoruz. Dünya ülkelerinde yapılan bir araştırmaya göre en çok telefon değiştiren ülkeler arasında Türkiye birinci sırada yer almakta bu gün gelişmiş birçok ülke bu listede altlarda yer almaktadır. Sevgili hemşerilerim lütfen sık, sık telefon değişikli yapmayalım telefon yukarda da bahsettiğim üzere bir iletişim aracıdır haberleşmekte ve mesaj yollamakta kullanalım bildiğiniz üzere israf dinimizce haramdır.

        Hazır bu konuyu açmışken bu konuyla ilgili bir başka teknoloji aleti olan çamaşır makinesine de kısaca değinmek istiyorum. Çamaşır makineleri iki ve dört programlı olmaktadır. İki programlı makine ile dört programlı makine arasında yarı yarıya fiyat farkı bulunmaktadır. Toplumumuz almış olduğu dört programlı makinenin sadece iki programını kullanmaktadır.   Ama gelin görün ki bizler çeyiz düzerken ısrarla dört programlı olanı isteriz ve ekleriz falancanın ki dört programlı bizimkisi de ondan olsun arkadaşlar kullanmadığımız özellikler için kucak dolusu paralar harcıyoruz lütfen bilinçli toplum olalım bilinçli kullanıcı olalım.   Benim bu yazdığım bilinçsiz tüketimden sadece iki tanesidir ve bunlar gibi birçok tüketim eşyası bulunmaktadır. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

                                                                                                                                                     Murat GAYGIŞ

YORUMLAR

 

   
   
   
   
   
   
   
Yeniçubuk Kasabası