Özcan MURAT

 

BİZE NELER OLUYOR?

SİVİL ANAYASA GEREKLİ Mİ?

GÜNDEMİN GETİRDİKLERİ

SİZE SÖYLÜYORUM EY GAFİLLER.

YORUM EKLE

YORUMLAR

 

BİZE NELER OLUYOR?

              Her karış toprağına şehit kanı ile suladığımız vatanımız… Tarih boyunca bir türlü doğrulup işe koyulmayı, kalkınmayı başaramayan ülkem. Vefasız ellerde, bir tomar paraya, adeta peşkeş çekilen ülkem.  Sadece masa başında, kahvehane sohbetlerinde sadece dile getirebildiğimiz tepkilerimiz. Ne oluyor ey milletim, bize neler oluyor.

         20 nci y.y. başlarında elimizden çekip alınan Balkanlar. Aynı tarihlerde bir oldubitti ile işgal edilen Musul, Kerkük. Senaryolarla kurulu, kuramlarla desteklenmiş bir oyun yeniden oynanıyor. Bir bakın Sevr haritasına tıpa tıp aynı. Amaç aynı kullanılan Enstrümanlar aynı sadece geçmişten farklı olan daha gelişmiş bir teknolojidir. Bizden istenen açıkça şudur. Ya toprağınız ya canınız.

Belki Kerameti kendinden menkul kendine dindar diyenler olaylarda rahatsızlık duymayabilirler. Gerçek dindar; Egemenliğini asla paylaşmak istemeyen, Yüce Allahın dinini yaşayan, Peygamber Şefaatinden payını almış, Şerefini namusunu toprağın altına götürürken lekesiz tertemiz götürmek isteyenlerdir. Bunlar, Cumhuriyet kelimesini dahi hazım edemeyen. Bu kelimenin altında Dinsizliği hatta Ateizmi arayan zavallılardır. Mücadele yerine miskinliği Şiar edinen bu kesim, yönetmez yönetemez YÖNETMEMELİDİR. Bu insanların ağababaları, Tarihin çöplüğünde yerlerini aldılar . Türkiye’nin belirli yerlerinde ,Tekkelerde yapılan hesap kitaplar uyanın, bizim üstümüzedir. Konya Bozkırda, Diyarbakır’da, Yozgat’ta –Yunan ordusuna karşı savaşan—Türk ordusuna karşı ayaklananlar bunların atalarıdır, Şeyhlerinin dedeleridir.

     Birileri bir yerlerde kapalı odalar, delikler arkasında ince ince hesaplar yaparak soyuyor milletimin karakter hırkasını. Neleri kanıksadık hatırlayın. Bu ordu, Güvenlik güçleri bu ülkede işgalci değil. Bu ülke evlatları tek tek ebediyete giderken bize sadece “ Şehitler ölmez vatan bölünmez” demek mi düşecek. Bakınız Diyarbakır’da sadece güvenlik güçleri tehlike altında.  Soruyorum biz işgal mi ettik orasını yoksa 14ncü asırdan beri Türk yurdu değil mi orası? Allah aşkına milletim ne zaman silkineceğiz can bu kadar mı tatlı. Artık şu kesinleşmiştir bana göre Güneydoğu ve Doğu Anadolumuz’un bir bölümü kurtarılmış bölge yapılmaya çalışılıyor.

     Aklı başında olan her insan bilmelidir ki. Buna pirim vermek birebir bindiğimiz dalı kesmektir.

Özcan MURAT

10.10.2008

 

SİVİL ANAYASA GEREKLİ Mİ?


Bu sorunun cevabı, kimine göre ”evet” kimine göre ise “hayır” olacaktır şüphesiz. Sonuç olarak; referandum yapılsa ve sonuç herhangi şekilde ortaya çıksa , ülkemizin kamplara bölünmeyeceğini , yeni milletler çıkmayacağını kim garanti edebilir.
Su götürmez bir gerçek vardır o da şudur; Ülkemiz , Atatürk devrimlerinden bu tarafa birçok kez Askeri darbeye uğramıştır. Bunun sebebini halkımıza sorsanız farkı cevaplarla karşılaşırsınız Kimine göre sağ kesime yapılmıştır, kimine göre sosyalistlere karşı yapılmıştır, kimine göre dincilere yapılmıştır kısacası her kesim payını aldığını söyler. Kendimden biliyorum son darbe yapıldığında ailem coşkuyla karşılamıştı ve her evde darbeyi yapan MGK üyelerinin resmi coşkuyla asılmıştı. Oysa, birçoğumuzun bildiği gibi bu darbeler dış destekli ve gereğinden fazla hassas davranılarak alınmış tedbirlerdir. Ülkemizi önce kaos ortamına sürükleyerek , bölünme ve kamplaşma meydana getirilmiş yine aynı güçler tarafından darbe yaptırılmıştır. Bugün geçmişte de olduğunu bildiğimiz olaylar tekerrür etmektedir. Ben biliyorum ki bu darbeler 31 mart vak’ ası diye bilinen darbelerden (içerik ve amaç anlamında) fark yoktur. Neresinden bakarsanız bakın bize zarar vermiş olan bu darbe ve kaos günleri (yine aynı senaryoyu hazırlayanlar tarafından) yine bize karşı koz olarak kullanılmıştır.
Ülkemiz işgal günlerinde de bugünki olayların benzerleri yaşanmadı mı? İzmir, İstanbul işgal edildiğinde yine bugünkü çığırtkanlıkları yapan insanların dedeleri boy boy makaleler yazmadılar mı? AB ekseninde daha neler göreceğiz bakalım. Adına, aydın! denilen insancıklar bugünde var ve görevlerini yapıyorlar ücretlerini hak etmek için ne gerekirse yapıyorlar.
Yunanistan’da iç savaş çıkararak insanları kırdıran aydınlar!...
Alman orduları Fransa’ya girdiğinde Nazi ordularıyla aşk yaşayan Aydınlar!...
Sonra ne mi oldu?
Tüm Avrupa uyandı . Adına “Aydınlar sınıfı… “ denilen bu çöplükleri süpürüp attılar. Nereye? Tabi ki bizim gibi egemenlik sorunu yaşayan ülkelere. Şimdi o Avrupa ülkelerinde…
_ Efendim Aydınlar ne düşünüyor ?...
_ Aydınlar ne dedi?...Ne konuştu(!) diye bir sorun yoktur.
Peki, gelelim bize geriye dönelim biraz. Mütareke ve işgal günlerinde Osmanlı aydınları ne yaptılar? O günlerde İstanbul’da kalarak işgalcilerle işbirliği yaptılar. ABD ve AB manda’ cısı olmaktan gurur duydular. Aynen bugünkü gibi… Kahramanlar işgalcilerle savaşırken onlara “Eşkıya” dediler. Kerameti kendinden menkul sapıklara biz “aydın” deriz.
Bir Avrupalı filozofun dediği gibi. “ Aydınlar bu ülkenin çöpüdür, def’i hacetidir; vatansever bir çöpçü gelip de bu çöplüğü ortadan kaldırmadıkça ülkemiz çöplüğe dönecektir”
ben demiyorum sakın ha …bunu Avrupalı söylüyor. Neyse ki Türkiye’ de(en azından görünen) “aydın”ların sayısı korkulacak kadar değil. Avrupalı her zaman yaptığı gibi, çöplerini atıklarını bize süpürmüş atmıştır..Bizde inşallah Ulu önderimiz Atatürk’ün ışığı ile onları zamanı gelince süpürüp atacağız.

31 Mart vakasını hatırlayalım, ne ıslahatlar, ne yenilikler, ülke güllük gülistanlık. Millet coşkulu … ardından Türkiye savaşa sürüklendi. Azınlıklara yeni haklar verildi. En önemlisi yeni yeni farkına vardığımız azınlıklar peydah oldu birdenbire. Aydınlar makalelerini yazmaya akıl vermeye devam ettiler. Olan yine milletime oldu . Çanakkale’de gerçek aydınlar şehit olurken, onlar Lavanta kokulu odalarda keyif çatmaya devam etmediler mi? Aydınlar…
Ülke tarihimiz okullarda ders olarak okutulmaya değer ve ibret alınacak kadar rezil satılmışlık örnekleri ile doludur.
-- Yunan ordusu geldiğinde,” onlar bizi kurtarmaya geldi” diyerek halkı Mustafa Kemale karşı ayaklandıran, “Yunan ordusu halifenin ordusudur” diyen, Allahtan sonra tek umudumuz İngilizlerdir diyen,
--Basında , Kahramanları,” Maceraperest “ diye niteleyen,
Onlar değil miydi?
Bu sivil Anayasa’yı hazırlayan, hazırlanmasına önayak olan, yazıları işle halkımızın kafasını karıştıranlar geçmiştekilerin bizzat torunlarıdır. Araştırın göreceksiniz, Pamukgiller Familyasını, Ali Kemal’in mirascısı Yaşar Kemali, İşbirlikçi Padişah taraftarları (Nakşibendileri). Birtakım tarikat ve grupların kimlerce desteklendiğini Araştırın durmayın… göreceksiniz…
Sizce bölünmeye doğru giden bir ülke için sivil anayasa gerekli mi? Aydınlarımız hallederdi.

 

GÜNDEMİN GETİRDİKLERİ

                  Hergün şehit verdiğimiz şu günlerde terör belasını başımıza saran ülkeler ve bu ülkelerdeki sermaye sahipleri ne kadar keyiflidirler kimbilir. Liberalizm felsefesinin gözlerini kararttığı çok açıkça belli olan bu kuruluşlar, başına çullandıkları ülkelerin önce kültürlerini ellerinden alıyor, daha sonra tüketmeye satın almaya zorluyor, nihayetinde millilik vasfını yitirmiş olan eğitim politikaları ile de gençliğimizi bitiriyorlar. Ülkemiz köşeye sıkıştırılmaya çalışıyorlar.

          Büyük liderimiz Atatürk gençliğe hitabesinde de belirttiği gibi bizi yönetenler  para ya da santaj yolu ile Siyonist amaçlara hizmetçi yapılıyor. Gaflet Delalet ve hatta hıyanet içinde bulunanlar şahsi emellerini siyasilerin müstevli emelleri ile tevhit ediyorlar. Şimdi gündemimizi gözden geçirelim.

        Amerika kaynaklı olan birçok proje ile, açıkça ülke insanına kanıksatılmaya çalışılıyor. Balkanları, Ortadoğu’yu Osmanlı’dan koparan tiyatro yeniden oynanıyor. Satılmış basın yoluyla da insanlarımız parçalanma , bölünme fikrine alıştırılmaya çalışılıyor. Ülkemiz genelinde düzenlenen miting ve gösterilerde, şehit yakınları ve vatandaşlarımızın haykırışları politikacılar tarafından pekte önemsenmiyor. Çünki onlarda kanlarını ve milliyetlerin belli bir miktar paraya sattıklarından başkaca yapabilecekleri  bir şey olmadığı açıktır.

        Şanlı Türk ordusu ülkemizin sigortasıdır. Ordumuzla milletimiz karşı karşıya getiriliyor. Basın sık sık ordu mensuplarının (Güya) karıştıkları kirli işler gündeme getiriliyor. Bütün bunların gerçek olup olmadıkları da meçhuldür. Polisin, Askerin elini terör karşısında zayıflatan politikacılar bindikleri dalı kestiklerini ne zaman fark edecekler merak ediyorum. Terör zayıflığı sever, Terör kaosu sever, Terör kararsızlığı sever. Bize düşen politikacılar ayıklamaktır Amerika ile ilişkisi olan kim varsa satılmıştır ve alçaktır, ülkesini satan muhabbet tellallarıdır. Ülkemizde kararlı politikacılar olmadıkça, milli bir politika izlenmedikçe, ülkemizi bir arada tutan Atatürk ilke ve inkılapları tam anlamıyla uygulanmadıkça ülkemiz tekrar Sevr  günlerine dönecektir. Hiç kuşkusuz tüm bu anlatılanlar çoğumuzca bilinmektedir. Sehit cenazelerinde slogan atmakla sözde miliyetçi olmakla bir yere varamayız. Tüm insanlarımız sağ sol, türk kürt demeden bu işe sıkı sıkı sarılmalıyız. Eğer bir olamazsak diri olamayız diri olamazsak kurtlar sofrasında kuzu oluruz.

          1919 yılında milletimizi birleştiren milli mücadeleyi başlatan Atatürk’ ümüz bugün yok. Öyleyse bugünümüz o günlerden daha kötüdür .  Mücadeleye hazır olalım eğer azıcık gurur ve haysiyet sahibiysek aslımıza döneceğiz, savaşacağız savaşacağız savaşacağız.  Sakarya ve Dumlupınarda toprağa düşen, kanını bu toprağa akıtan şehitlerimize sahip çıkacağız.

         Buradan, makam sahibi, sermaye sahibi, yetki sahibi satılmışlara sesleniyoruz. Bu ülke Irak gibi olursa ne yapacaksınız? Her şey para, mal değildir insanlık gururu Türk olmanın gururu yok mu sizde? Irak’ta bir milyon insanın kanına giren katil Bush’un daha ne kadar hizmetçiliğini yapacaksınız? Bu millet ayağa kalkınca -ki kalkacaktır- nereye kaçacaksınız. Sizi o zaman ne Amerika ne de Avrupa kurtaracak.

        Ey milletim sözün kısası, titreyeceğiz ve kendimize döneceğiz. Birleşeceğiz ayrılmayacağız, aynı yolda can vermeye hazır olacağız. NE SAĞI NE SOLU TEK YOL ATATÜRK YOLU.

                                                                                                                              NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE

 

SİZE SÖYLÜYORUM EY GAFİLLER.


Bakmayın bizim böyle köşeye sıkışmış sessiz olduğumuza.
Ayranımız kabardı mı cellat oluruz biz.
Böyle biribirimizi yememiz sizi aldatmasın.
Gerektiği yerde kelle taşırız biz.
Sanmayın Türk’ü sindirdik.
Sanmayın Türk’ü bitirdik
İnanmayın size söylenenlere.
Bir kez silkindik mi yeryüzünü yeksan ederiz biz.
Gam keder yoktur hiç birimizde hatta dünya yıkılsa duymayız.
Kımıldamaz bazen yaprak bile.
Yeri gelir akan sular durur.
Ama karlar eridiğinde coşan seller misali.
Tüm bentleri aşar, vurur geçeriz.
Unutmayın ey sersemler.
Yıldıramazsınız bizleri.
Dizginlenemez bu güç.
Zaman zaman içinde yine ezeriz biz.
Atilla’dan bugüne anamız karalar bağlar.
Kolay değil bu vatana sahip olmak kötüye karşı koymak.



                                                                     20.06.2007 / Özcan MURAT
YORUMLAR

 

   
   
   
   
   
   
   
Yeniçubuk Kasabası